Test yayınındadır. Hataları info [@] mesopotamia.travel adresine bildiriniz.

Çattepe ve Başur

Çattepe, Dicle ile Botan nehirlerinin kavuştuğu noktada, Doğu Anadolu ve Mezopotamya arasında yüzlerce yıl önemini yitirmemiş bir limandı. Roma Dönemi’nden itibaren kent, anıtsal surlarla korunmuş. İslam coğrafyacıları, Tell-Fafan adındaki bu kenti Dicle ile Botan arasında, kapalı çarşıları ve kerpiç evleriyle, hayatın ucuz olduğu bir şehir olarak anlatmış.

Botan Nehri, Siirt’in Kurtalan ilçesine bağlı Çattepe (Tilli/ Tili/ Til) Köyü yakınında Dicle Nehri ile birleşir. Çattepe Höyük, iki nehrin birleştiği bu alanda, her iki nehre hâkim bir noktada bulunan doğal bir yarımada üzerindedir. Höyüğün yüzeyi günümüzde kuzeyden güneye doğru bir eğim gösterse de, bu eğimin yerleşim katlarının üzerinde yer aldığı doğal yükseltinin topografyasından çok, yerleşim sürecinde kuzey kesimin daha yoğun kullanılmasıyla ilişkilidir. Nitekim kültürel dolguların derinliği, höyüğün güney tarafında 3-4 metre kadarken, kuzey tarafta 10-15 metre arasında değişir. Kuzeydeki kültürel dolguların korunmuş olmasının bir diğer nedeni ise olasılıkla yerleşim yerinin kuzeyinde bulunan yüksek duvarlı Geç Roma-Erken Bizans Dönemi surlar olmalıdır. Yüksek sur duvarları höyük toprağının Dicle ve Botan nehirlerine doğru akmasını engellemiş, surun tahrip olduğu veya daha alçak olduğu güneydeki kültürel dolgular kuzey tarafa göre daha fazla aşınmıştır.

Yazılı kaynaklar, aktif bir liman şehri özelliği taşıyan Tell-Fafan’ın MS 11. yüzyıldan itibaren bu özelliğini koruyamayıp sıradan bir köy haline geldiğini anlatır. Çattepe MS 11-14. yüzyılda yeniden iskân edilir. Selçuklu hükümdarları, Van Bölgesi ve Kuzey Mezopotamya arasındaki stratejik önem taşıyan yolları kontrol altında tutmak amacıyla Botan ve yan kolları üzerine köprüler ve hanlar inşa ettirir. Çattepe’nin Dicle tarafındaki tadilat geçirmiş surlar bu döneme aittir.

Selçuklu Dönemi’nden sonra Çattepe üzerinde bulunan yerleşim stratejik önemini kaybeder, yakın zamana kadar iskân edilen bir köy kalır.

Bugün ise boşaltılan köy ve höyük, baraj suları altında kalmayı bekliyor.

Ilısu Barajı’nın tamamlanmasıyla büyük bir bölümü sular altında kalacak eşsiz Botan Vadisi, Dicle Nehri’ne su taşıyan vadilerden birisidir. Bitlis Vadisi’nin güneyde bittiği, tarım arazilerinin başladığı alanda bulunan Başur Höyük, bu jeopolitik konumundan dolayı kültürel ilişkiler ve ticari açıdan seçkin bir yerde; Siirt’ten kuzey, batı ve güneye giden yol kavşağının kesiştiği bir noktadaydı.

Açığa çıkarılan Uruk Dönemi yapı kalıntıları, Tunç Çağı’na ait nekropol (mezarlık) alanında bulunan yüzlerde bronz eser (oyuncaklar, silahlar, figürler vb) de Başur Höyük’ün M.Ö. 4000 yılda ne denli önemli bir merkez olduğunu ortaya koyuyor.