Test yayınındadır. Hataları info [@] mesopotamia.travel adresine bildiriniz.

Destansı Doğa

“Tabiat Ana”nın kucağı…

Toprağı bereketli, havası güzel, birbirinden farklı, birbirinden renkli binlerce bitkiye, vahşi hayvanlara ve kuşlara kucak açmış bir coğrafyadır Mezopotamya. Bu çeşitlilik ve canlılık bölgeyi sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada ayrıcalıklı kılar.

Mezopotamya’daki canlı çeşitliliğin izlerini sürmek için, adeta ‘tarihin başlangıcını değiştiren’ Göbeklitepe’ye gitmek gerekir. Göbeklitepe’de T sütunlar üzerindeki hayvanlar bu toprakların 12.000 yıllık ev sahipleriyle tanıştırır bizi: Yılan, boğa, tilki, ceylan, aslan, yaban eşeği, böcek, örümcek, erkek yaban domuzu, ceylan, muhtemelen kelaynak, ördekgillerden çeşitli hayvanlar ve diğerleri. Bu topraklardaki canlıları çağlar öncesinden okuruz Göbeklitepe sayesinde. Üstelik çoğu bugün de atalarının yurdunda devam ediyor hayatına.

Urfa’daki Haleplibahçe Mozaik Müzesi de 2000 yıl öncesinden bilgi verir bize. Meşhur Amazonlar mozaiği 2000 yıl önceki bölge faunası hakkında bizlere bilgi verir. Mozaikte aslan ve leopar avlayan Amazon kadınlarının yanında birçok kuş türü de tasvir edilmiş. Sözün özü, Mezopotamya çağlar boyu tekmil canlıları korumuş, kollamış, koynunda beslemiş.

Dünyadaki cennet Mezopotamya: “İlk”ler, “Tek”ler…

Dünyanın en özel ekosistemlerinden birine sahip olan Mezopotamya, karasal iklim ile çöl ikliminin geçiş yeridir. Bu sayede dağ, bozkır ve yarı çöl ekosistemlere sahiptir. Bu nedenle çok farklı bitki ve hayvan türlerine ev sahipliği yapar. Bu özel ekosistem, birçok “ilk” ve “tek”i bünyesinde barındırır.

Uygarlığın filizlerinin atıldığı Güneydoğu Toroslar Türkiye’de hala leopar yaşayan tek dağ sırası. Siyez (Einkorn) buğdayının ilk kez kültüre alındığı Karacadağ ve etekleri bugün önemli bitki ve doğa alanı. Bölge,  bitki çeşitliliğinin yanında bozkır ötleğeni (Sylvia conspicillata) gibi nadir görülebilecek kuşların yaşama alanı olması nedeniyle de önem taşıyor.

Türkülere konu olmuş ceylanlar (Gazella subgutturosa) hala Urfa ve Antep bozkırlarında geziyor. Afrika belgesellerinde gördüğümüz çizgili sırtlan (Hyaena hyaena) Birecik ve Halfeti bozkırlarında sürdürüyor yaşamını. Komodo ejderini andıran dev kertenkele çöl varanı (Varanus griseus) ise Urfa bozkırlarını “memleket” eylemiş.

Üç farklı sığırkuyruğu bitkisinin yaşam alanı olan Ceylanpınar, Verbascum stepporum adlı sığırkuyruğu bitkisinin dünyada bulunduğu tek yerdir. Ceylanpınar ve Akçakale ovaları birçok bozkır türüne yaşam alanı sağlar. Turaç (Francolinus francolinus) ve kılkuyruklu bağırtlak (Ptercoles alchata) kuşlarının yuvası bu iki ovadır. Bunun yanında bu ovalar kış aylarında toy (Otis tarda) ve sürmeli kızkuşunu (Vanellus gregarius) misafir eder.

Sadece Fırat Nehri’nde yaşayan Fırat kaplumbağası (Rafetus euphraticus) da bu topraklarda görülebilecek özel bir türdür.

Siirt – Eruh’tan geçen Zarova Çayı, Mezopotamya’da su samurunun (Lutra lutra) yaşadığı bilinen tek akarsudur. Yine Eruh Dağları kelebek gözlemciliği için ideal doğal alanlardan bir tanesidir. ‘Küçük Yalancı Apollo’ (Archon apollinaris) burada yaşar.

Bölgede bulunan Harran Harabeleri, sadece tarihi ve kültürel açıdan değil doğal açıdan da önemlidir. 2001 yılında keşfedilen ve dünyada sadece Harran’a özgü olan Harran kertenkelesi (Acanthodactylus harranensis), Harran Harabeleri’ndeki deliklerde ve üzerlik bitkilerinin kökleri arasında yaşar.

Antep Elbeyli civarı dünyada sadece Türkiye-Suriye sınırında çok kısıtlı bir bölgede yaşayan cüce avurtlağın (Mesocricetus auratus) yaşam alanıdır. Antep’in kuzeyinde bulunan Yeşilce Bölgesi ise hem bitki hem de kelebek varlığı açısından oldukça zengin bir yerdir. Yeşilce ayrıca, dünyada sadece Türkiye’de bulunan çokgözlü teresya (Polyommatus theresiae) kelebeği için en önemli gözlem noktalarından biridir.

Kuşların yolu, kuşların yurdu…

Kuşlar, Mezopotamya’nın hayat verdiği yaban yaşamının en önemli parçalarından biri. Kuşlar ya göç ederken soluklanmış bu bereketli topraklarda, ya da evi bellemiş bu cenneti, hiç ayrılmamış.

Kelaynak (Geranticus eremita) bu kuşların en önemlilerinden biri. Çünkü nesli dünyanın diğer yerlerinde tükenmiş ve yaklaşık son 150 bireyi bugün Urfa Birecik’te Fırat Nehri’nin hemen kenarında yaşıyor ve ürüyor. Bu özel kuşun neslinin tükenmemesi için çok özel çalışmalar yapılıyor, çok çaba sarf ediliyor.

Bölge sadece kelaynakların değil, daha pek çok yarı çöl habitatında yaşayan kuş türünün yaşam alanı. Halfeti’den başlayıp Suriye sınırına kadar Fırat Nehri’nin iki tarafı kuş gözlemlemek için ideal alanlar. Özellikle ilkbahar aylarında sayısız kuş türü Fırat Nehrinde gözlemlenebilir.

Sadece bu bölgede görebileceğiniz o kadar çok kuş türü var ki. Evet, bu kuşları dünyanın başka hiç bir yerinde göremezsiniz:

Kelaynak (Geranticus eremita), Irak Yedikardeşi (Turdoides altirostris), Kum Kekliği (Ammoperdix griseogularis), Yeşil Arıkuşu (Merops persicus), Çöl Koşarı (Cursorius cursor), Sürmeli Kız Kuşu (Vanellus gregarius), Toy (Otis tarda), Çizgili İshak Kuşu (Otus brucei), Alaca Yalıçapkını (Ceryle rudis), Turaç (Francolinus francolinus).

Bölgedeki diğer önemli kuş gözlem merkezlerinden biri de Karkamış’tır. Karkamış Antik Kenti’nin de bulunduğu bu noktada Fırat Nehri genişler ve büyük sazlıklar oluşturur. Burası Fırat Nehri’nin Suriye’ye geçtiği noktada bulunur. Yaklaşık 20.000 su kuşunu bu bölgede görmek mümkündür. Özellikle kış ve ilkbahar aylarında bölge kuş varlığı açısından çok zengindir. Küçük karabatağın (Phalacrococorax pygmeus) Türkiye’deki en büyük üreme kolonisi Karkamış’ta bulunur. Nesli dünya ölçeğinde tehlike altında olan yaz ördeği (Marmaronetta angustirostris) az sayıda da olsa Fırat kenarında ürer.

Dicle’nin hayat verdiği topraklar

Muhteşem güzelliği ile dillere destan Diyarbakır Hevsel Bahçeleri’ne de ev sahipliği yapan Dicle Vadisi,  özellikle ilkbahar aylarında göçmen kuşların konaklama yeridir.

Dicle ve kolları boyunca Fırat kaplumbağası (Rafetus euphraticus) görmek mümkündür. Diyarbakır’ın hemen doğusundaki Bismil ovasında göç döneminde leylekler (Ciconia ciconia) konaklar. Oldukça nadir görülen büyük kızkuşlarının (Vanellus indicus aigneri) Mezopotamya’da ürediği bilinen noktalardan biri Bismil Ovası’dır.

Cobitis kellei adlı iç su balığı ise dünyada sadece bu ovadaki nehir ve kollarında yaşar. Dicle Nehri’nin Hasankeyf’e kavuştuğu yerdeki vadinin dik yamaçları tavşancıl (Hieraaetus fasciatus), küçük kerkenez (Falco naumanni), küçük akbaba (Neophron percnopterus) ve kızıl akbaba (Gyps fulvus) gibi nesli tehlike altında olan yırtıcı kuş türlerinin yuvasıdır.

Dicle’nin kollarının olduğu Botan, Garzan çaylarının oluşturduğu oldukça dağlık ve sarp coğrafyada ise çizgili sırtlan (Hyaena hyaena), vaşak (Lynx lynx), karakulak (Caracal caracal), dağ keçisi (Capra aegagrus) ve 2013 yılında varlığı kesinleşen leopar (Panthera pardus) yaşar.

Doğa ve yaban hayatı fotoğrafçıları, kuş ve kelebek gözlemcileri, botanikçiler ve doğayı seven herkes için Mezopotamya eşsiz bir deneyim vadediyor.