Test yayınındadır. Hataları info [@] mesopotamia.travel adresine bildiriniz.

Eski Urfa

Kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı tasarlanmış tokmakları ile sokak kapıları, geniş mekanlı odaları, hayatları(avluları), eyvanları, kemerli kilit taşları, tandırlığı(Mutfağı), kışlık zahirlerimizin saklandığı Zerzembesi (Kileri), Kuş  takalar( Pencere şeklinde Kuş evleri), Kuyusu, Çardağı (İkinci kattaki yazlık odaları), yazın yıldızları sayarak uyunan damları gibi sayılamayacak güzellikleriyle “Urfa Evleri” , Urfa’yı Urfa yapan en güzel yapılardır.

Eski Urfa mahalleleri labirent sokaklarla dolu, daracık sokaklarda yürürken nereden geldiğini kestiremeyeceğiniz insan sesleri duyarsınız. Küçük bir kapı aralığından içerdeki büyük avluyu ve yaşamı görürsünüz, sesin kaynağını keşfedersiniz…

Abbaralar, hala misafirlerini sokaklara, konaklara , camilere kavuşturmaya devam eder.

Günümüzde artık o eski güzelim evler, konak olarak kullanılmıyor, konukevi olarak misafirlerini bekliyor. Ama sokaklarda hala pırıl pırıl kadife giysili kadınlar, mor kefiyeli erkekler, takılı güvercinler ve çocuk kahkahaları ile yaşam devam ediyor. Bu sokakların arasında yaşama tutunmaya çalışan eski ustalara, göğsüne vura vura keçe yapan o eski ustalara rastlamak hala mümkün.

Yüzyıldan beri bu sokaklarda ne kadınların rengarenk kıyafetleri, ne de ekmeğin, yufkanın, biberin yani isotun kokusu da tadı da değişmemiş…

Haşimiye Meydanı’ndan ilerlerken, bakır eşya ve isot satıcılarının, seyyar gezen ciğer kebapçıların arasından küçücük kemerli bir kapıyla ulaşılır tarihi Urfa Çarşılarına. Onlarca sokaktan oluşan bu labirantvari çarşının daha birçok girişi vardır ama şehrin hareketinin, hararetinin içinden sıyrılarak, tazecik serinlik sunan, ışık huzmeleriyle süslenmiş tarihi yapıya hemen ulaştırıveren kapı budur. Gelenekselle modernin birleştiği bir ahir zaman mekânıdır Urfa Çarşıları, kapısından içeriye girdiğinizde dışarıyı unutuvereceğiniz…

Çarşının bir tarafı kumaşçılar, bakırcılar, marangozlar, ayakkabıcılar, kilimciler, keçeciler, halıcılarla doludur. Harran ve yakın köylerden alışverişe gelen pırıl pırıl giysileri, sürmeli gözleri, dövmeleri ile kadınlar, Arap ipeğinden entarilik kumaşlara rağbet eder. Kumaşını alan avlu boyunca dizilmiş dikiş makinelerinin başında pedal çeviren ustaların yer aldığı Terziler Çarşısı’nda alır soluğu.

Osmanlı Dönemi’nden kalan hanların, sekiz kapalı çarşının kalbi, dış cephesini süsleyen iki renkli kesme taşlar nedeniyle Alaca Han olarak bilinen Gümrük Han’da atar. Avlusundan Halil-ür Rahman Gölü’nün suyu geçen, Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaptırılan bu hanın etrafında, diğer çarşılar dizilidir.

Eskiden Şıra Pazarı olan, bugün halıcıların, kilimcilerin iki tarafa dizildiği alabildiğine renkli dünyadır Gümrük Han. Hanın ikinci katında sıcaktan bunalan terziler ütü masalarını dışarıya çıkarıp, etrafı seyrederek işlerini yaparlar.

Her sabah dua ile açılan, rengârenk halı, kilim, kürk ve keçelerin satıldığı ve mezat edildiği Sipahi Pazarı, Gümrük Han’ın inşasında kalan sipahilerin atları için yaptırılmış, bir süre İplikçi Pazarı olarak kullanılmıştır. Çarşıların içinde dört kubbesi ve tonozuyla en mistik olanı, iki taraflı ipekliler, örtüler, Suriye işi kumaşlar, poşular, ehramlarla süslenmiş Kazzaz Pazarı ya da diğer adıyla Bedesten’dir. Şifalı otlarıyla, her türlü baharat kokusunun birbirine karıştığı Attar Pazarı ile İsotçu Pazarı, isotun envai çeşidinin satıldığı çarşıdır. Ağaç oyma ustası neccarlara ev sahipliği yapan Yemenici Pazarı. Kuyumcuların sıralandığı Kınacı Pazarı, kadınların rağbet ettiği, telkârilerin, gerdanlıkların sıralandığı çarşıdır. Kürkçü Pazarı kürkçülüğün, Keçeci Pazarı keçeciliğin yavaş yavaş unutulmaya ve makineleşmeye başlayan bir zanaatın son temsilcilerini barındıran mekândır.

Çarşının daha da ilerisine gittiğinizde önce bıçakçılar, sonra tütüncüler karşılar sizi. Bir tarafta Demirci Pazarı, Bakırcı Pazarı diğer yanda her çeşit dayanıklı tüketim ürününü bulabileceğiniz Eskici Pazarı…

Ayrıca Koltukçu Pazarı, Oturakçı Pazarı, Kazancı Pazarı, Neccar Pazarı, Çulcu Pazarı, Çadırcı Pazarı, Saraç Pazarı, Kunduracı Pazarı, Tenekeci Pazarı, Eski Kuyumcu Pazarı, Kokacı Pazarı, Kasap Pazarı, Boyahane Çarşısı, Kavafhane Çarşısı, Hanönü Çarşısı, Manifaturacıların Bulunduğu Neçek Hanı Ve Hacı Kamil Hanı, Gümrük Hanı civarında yer alan günümüzde de tarihi özelliklerini koruyan önemli alışveriş alanları olarak hizmet vermektedir.

Eski Urfa'da güvercinler...

Bir tutkudur güvercin Urfa’da. Tarihi evlerin duvarlarında güvercin barınakları vardır. Urfa'da güvercinin olduğu yerde kaza ve belanın olmayacağına, güvercin beslenilen evde bereketin ve neşenin eksik olmayacağına inanılır.

Masalsı bir şehrin semalarını süsleyen güvercinler, bir kenti kent yapan, yaşanılır kılan mucizelerden biridir. İnsanın kendi türünden başka bir varlığa duyduğu koşulsuz sevginin ne olduğunu, Urfa’daki güvercin sevgisinden anlayabilirsiniz.

Rengarenk güvercinlerin süslediği gökyüzünü izlemek bir ayrıcalıktır Urfa’da. Urfa’ya yolu düşenler, güvercinler sayesinde, alışıldık şehir yaşamında kaldırıma diktikleri gözlerinin hep semalarda dolandığını fark ederler.

Gök Samı, Zırhlı, Siyah Müsevvet, Kırmızı - Sarı Everdi, Şarabi, Akkuyruk, Bağdadi, Sarı - Kırmızı Bağdadi, Sarı Derviş Ali, Kırmızı Derviş Ali Posta, Mavi Baş, Karabaş, Kırmızı Baş, Mor Şallı, Kırmızı Şallı, Zırhlı, Şebap, Taklacı, Bango Urfa’da ratlanabilecek güvercin türleridir.

Büyük bir tutku ile güvercinlerle muhabbet kuran satıcılar, evlerin avlularındaki kuş evleri, Urfalılar’ın güvercin merakının göstergesidir. Boyunlarına rengarenk küpeler, zarif ayaklarına halhallar takılıp süsledikleri güvercinleri uçuran güvercin tutkunlarını izlemek zevktir. Güvercin meraklıların bir araya geldikleri “kuşçu kahveleri” de Urfa’da oldukça yaygındır.

Yılda bir kez festival niteliğinde gerçekleşen "Güvercin Savaşı”nda, Urfalılar, sahibi oldukları yaklaşık bin 500 güvercinin hepsini birden uçururlar. Bu geleneksel etkinlikte, hep birlikte uçurulmalarının ardından daha iyi yetiştirilen kuşların, sürü halinde ilerlerken farklı güvercinleri kendi içlerine katarak eve götürmeleri hedeflenir.

Kuşların sadakati ve sahibinin yetiştiriciliğinin sınandığı etkinlikte, eve dönen güçlü güvercinler zayıf olanları da peşine takıp getirir. Başkasının evine giden güvercin gittiği evin sahibine ait olur.