Test yayınındadır. Hataları info [@] mesopotamia.travel adresine bildiriniz.

Göbekli Tepe

Şanlıurfa kent merkezine 21 km uzaklıkta bulunan Göbekli Tepe’nin keşfi, uygarlık tarihine dair bildiğimiz her şeyi altüst etti. MÖ 10.000 yılında inşa edildiği düşünülen Göbekli Tepe, dünyanın en eski anıtsal tapınak yapısı olma özelliğini taşıyor.

Germüş dağ sırasının doğu ucunda bulunan Göbekli Tepe ilk kez 1960’lı yıllarda keşfedilmesine rağmen önemi ancak 1995 yılında başlayan ve günümüze kadar devam eden kazılarla anlaşıldı. Göbekli Tepe, avcı-toplayıcı atalarımızın sandığımızdan çok daha karmaşık inançları, örgütlenme biçimleri ve teknolojileri olduğunu ispatladı.

Sonradan üzerinin doğal koşullarla kapanmadığı, bizzat insanlar tarafından kapatıldığı ortaya çıkan Göbekli Tepe, bir yerleşim ya da nekropol (mezarlık) alanı değil. Çünkü insanların yerleştiğine ya da gömüldüğüne dair henüz hiçbir kanıt bulunamadı.

Önce inanç vardı!

Göbekli Tepe, kazı başkanı Klaus Schmidt’in dediği gibi çeşitli uygarlık tarihi teorilerini de yıktı. Göbekli Tepe’den önce, avcı-toplayıcıların tohumları kültüre alarak yerleşik hayata geçtiği ve tarım devrimini gerçekleştirdiği, dolayısıyla örgütlenme zorunluluğunun ortaya çıktığı, böylelikle sınıfsal bir toplum yapısının meydana geldiğine inanılıyordu. Dolayısıyla bu topluluğu bir amaç uğrunda tutacak din adamları, bu topluluğu koruyacak askerler ve bu toplumu doyurmak için tarım ve hayvancılık yapan, üreten, çalışan işçi-köylüler olması gerekiyordu.

Ancak Göbekli Tepe inşa edildiğinde, yani MÖ 10.000 yıllarında dünya hala taş çağını yaşıyordu, insanlar avcı-toplayıcı idi, teknoloji anlamında kullanılan en modern alet cilalı taş idi ve bugünkü evcil hayvanlarımızdan henüz sadece köpek evcilleştirilmişti. Tohumları seçme, kültüre alma ve tarım yapma ise çok yeni başlamıştı.

Göbekli Tepe, insanların yerleşik hayata geçip henüz sınıfsal bir örgütlenme gerçekleştirmeden inandığını ortaya koydu. Göbekli Tepe, bir inanç uğruna yapılmış bir tapınak ve bir araya gelme noktasıydı. Yani her şeyden önce inanç vardı.

Göbekli Tepe’de 20’nin üzerinde elips biçimli ve ortasında 2 adet, çevresinde ise 12 adet, ağırlıkları 4 ila 7 ton arasında değişen devasa T sütunlar bulunuyor. Bu sütunların üzerinde tilki, aslan / leopar, yaban domuzu, yaban eşeği, yaban öküzü, örümcek, yılan, turna, ördek / angıt, kelaynak gibi hayvanların kabartmaları ile balık ağına benzer bir tasvir bulunuyor. Sütunların üzerinde ayrıca H ve S sembolleri ile göbek üzerinde bağlanmış el - kol tasvirleri mevcut.

O dönemde hiçbir madeni alet olmadığından bunların tamamının, daha sert olan cilalı taşlarla işlenerek yapılmış olduğu düşünülüyor. Bu sütunlar, Göbeklitepe’ye yaklaşık 500 metre uzaklıktaki bir taş ocağından kesilip buraya getirilmiş. Bunu başarabilmek için dönemin avcı toplayıcılarının ciddi şekilde örgütlenmiş olması gerekiyor.

Göbekli Tepe, MÖ 9600’lere uzanan geçmişiyle Malta’daki Ggantija Tapınağı’ndan 6.100, İngiltere’deki Stonehenge’den 6.600, Mısır Piramitleri’nden 7100 yıl daha yaşlı.

Uygarlık tarihini değiştiren, dünyanın en eski anıtsal yapısı Göbekli Tepe tüm gizemiyle insanlığın tarihini, kendi tarihinizi keşfetmeniz için sizi Urfa’ya çağırıyor.