Test yayınındadır. Hataları info [@] mesopotamia.travel adresine bildiriniz.

Halfeti

Bugün büyük bir bölümü Birecik Barajı sularının altında kalan Halfeti, bir zamanlar Fırat’ın kıyısında yer alan meyve bahçeleri, avlulu taş evleri, çiçek bahçeleri ile “Saklı Cennet” adıyla anılırdı.

Halfeti sular altında kalınca, yöre halkı 7 km. uzaklıktaki Karaotlak Bölgesi’ne göç etti. Bölgenin sular altında kalması Halfeti’den arta kalan yamaçlarda turizmi, Fırat kıyısı turizmini hızla geliştirdi.

Halfeti ayrıca Cittaslow’ (Sakin Şehir) unvanına sahiptir.

Genellikle iki katlı, taştan ve düz damlı olan Halfeti Evleri, Fırat’a paralel dizilişleri ile birbirinin manzarasını kapatmayan bir düzene sahiptir. Ülkemizde sadece Halfeti’de yetişen siyah gül, ilçede istisnasız her evin vazgeçilmez süsüdür.

Rumkale, Halfeti ile birlikte anılan bir kültür mirasıdır. Halfeti’den Rumkale ve barajın su tutması nedeniyle terk edilen güzeller güzeli Savaşan Köyü’ne tekne ile ulaşmak mümkündür.

Hristiyanlık tarihinin en önemli merkezlerinden biri olan Rumkale’deki mimari kalıntılar Geç Roma ve Ortaçağ karakterini taşır. 3500 m2’lik bir alana yayılan kalede bugün görülebilen yapılar arasında kuzey ve doğuda bulunan sur ve burç kalıntıları, Aziz Nerses Kilisesi (1175), Barşavma Manastırı (13. yy), su sarnıçları, Fırat Nehri’ne inen 8 metre genişliğinde, 75 metre derinliğinde helezonik bir kuyu ve hendek bulunur.

Rumkale, 11. yy’da Hromgila adıyla önemli bir konumda olmasını; Hz. İsa’nın havarilerinden Johannes (Yuhanna)’in Roma Dönemi’nde burayı mesken edinerek kayadan oyma bir odada İncil’in nüshalarını çoğalttığı rivayetine borçludur. Ayrıca 12.yy’da Şair Aziz Nerses’in, mezheplerin birleştirilmesi için imparatorluk elçileri ile burada toplantılar yapması da kale-kentin önemini arttırmış.

18.yy’da örgütlenen Ermeni Katolik Kilisesi’nin ruhani reisi, halen Rumkale (Hromgila) Başpiskoposu sanını taşımaktadır ve makamı Beyrut’tadır.

Rumkale’yi 1838 yılında ziyaret eden Mareşal Helmut von Moltke, kayanın nerede bittiği, insan eserinin nerede başladığını kestirmenin güç olduğunu ve kaleden bakınca Fırat Nehri’nin gümüş bir şerit gibi ayaklar altından uzanıp aktığını belirtmiş.