Test yayınındadır. Hataları info [@] mesopotamia.travel adresine bildiriniz.

Malabadi Köprüsü

Malabadi Köprüsü, 40m genişliğindeki kemeri ile dünyadaki taş köprüler arasında en geniş kemeri olan köprü özelliğini taşımaktadır. 1147 yılında onarılan köprü, kırık hatlar halinde farklı uzunluklarda, üç farklı bölümden oluşmuştur. Köprünün güney cephesinde insan, aslan ve güneş figürleri yer almaktadır.

Mimar ve seyyah Albert Gabriel bu köprü için “Modern statik hesabının olmadığı devirde, bu açıklıkta o zaman için böyle bir eser hayranlık ve takdire muciptir. Ayasofya’nın kubbesi köprünün altına rahatlıkla girer” diye yazmıştır.

Malabadi Köprüsü’nün ismiyle ilgili bir efsane anlatılır:

Mervaniler döneminden kalan Malabadi, ismini sevdiği kız suda boğulunca, köprüyü yapan Bad’dan alır. Bad, nehrin karşı kıyısında yaşayan bir kıza âşıktır. Nehrin üzerinde köprü yoktur, Bad sevdiği kıza ulaşamaz. Her ikisi sadece nehrin kıyısından karşı karşıya konuşurlar. Kız bir gün, Bad’ın yanına gitmeye çalışır fakat daha karşı tarafa ulaşamadan suya kapılır. Genç Bad, tüm aramalarına rağmen, sevdiği kızı bulamaz. 

Bad, o dönem Silvan Bey'i Meya Farqin’in yanına gider ve “Sevdiğim kız yanıma gelmeye çalışırken suya kapılıp boğuldu. Gelin burada bir köprü yapalım, insanlar rahatça geçebilsinler, sevdiklerine kavuşabilsinler ”der.  Silvan Beyi'nin adamları köprüyü yarıya kadar yapar ancak köprünün kemer açıklığı İstanbul’daki Ayasofya Camisi’nin kubbesinden daha büyük olur. Bad’ı yanına çağıran bey, köprünün kalan yarısını yapıp yapamayacağını sorar. Yapabileceğini söyleyen Bad, beye şu şartı koşar; “Köprünün kalan yarısını tamamlarsam, senin sağ elini bilek hizasından keseceğim.” Aynı şekilde Silvan Bey'i de Bad’a köprüyü tamamlayamazsa sağ kolunu keseceğini söyler. Her ikisi şartları kabul eder ve Bad köprünün kalan yarısını yapmak için kolları sıvar. Bad köprünün kalan yarısını tamamlar ve beyin sağ kolunu bilekten keser. Daha sonra köprüye, Kürtçe ‘mal’ (ev) ve Bad ismini birleştirerek ‘Malabadi’ adı verilir.