Test yayınındadır. Hataları info [@] mesopotamia.travel adresine bildiriniz.

Silvan

Diyarbakır gibi başkentlik etmiş diğer bir yerleşim yeri de Silvan’dır. Antik dönemde Sophanane olarak anılan, Tigran Krallığı’nın başkenti olan Tigranokerta şehri olduğu bilinen Silvan, Bizanslılar döneminde  Azizler Kenti anlamıma gelen Martirapolis adını almış; daha sonra Süryani kaynaklarında  Miferket, Ermeni kaynaklarında Nphrkert, İslam kaynaklarında Meyyarfarikin olarak geçmiştir.

Selahattin Eyyübi’nin adını taşıyan bölgenin en büyük camilerinden olan Silvan Ulu Camii, 1031 yılında Mervaniker tarafından yaptırılmış, Artuklular Dönemi'nde onarılarak son halini almıştır; özellikle kapılardaki işçiliğin mükemmeliyeti ve zarafeti insanı büyülemektedir.

M.Ö. 77 yılında Büyük Tigran Krallığı’nın başkenti olarak kurulduğunda inşa edilen kent surları, Artuklular’ın kente bıraktığı en göz alıcı izleri taşır. İki katlı olarak inşa edilen kale doğudan batıya 600, kuzeyden güneye 500 metre, toplam 2200 metre uzunluğundadır. 50 burcu ve dokuz kapısı bulunmaktadır. Burçlar içinde en güzel olanı efsanevi bir aşka konu olan Zembil Froş Burcudur. Efsanesi ise şöyledir:

Bir padişahın zevk ve sefa içinde büyütülmüş, çok yakışıklı bir oğlu varmış. Genç prens sık sık ava çıkarmış. Prens, bu av gezilerinin birinde yol kenarındaki mezarların birisinden çıkmış iskelet ve kafatası görmüş ve ölümün gerçekliği ile yüz yüze gelmiş.

Genç prens, o andan sonra elini eteğini dünya nimetlerinden çekmeye karar vermiş ve tanrıya sığınıp, onun yolunda yürümeye yemin etmiş. Sarayı ve yaşadığı ihtişamını geride bırakıp eşi ile birlikte yollara düşmüş.

Diyar diyar gezerek zembîl yapıp satmaya ve hayatını böyle kazanmaya başlamış. Evlenmiş ve çocukları olmuş. Genç prens, artık zembil satarak geçimini sağlayan Zembîlfıroş'tur.

Genç adam, son durağı olan Farqin'e gelmiş. Zembil satmak için Farqîn sokakların arşınlarken Farqin Beyi'nin karısı Xatûn'un dikkatini çekmiş. Xatûn, Zembîlfiroş'a aşık olmuş. Zembil alma bahanesiyle Zembîlfiroş'u saraya çağırmış ve ona olan aşkını dizelere dökerek anlatmış.

Ama Zembîlfiroş evli, karısını seven, dünya nimetlerinden vazgeçmiş bir derviş olmuş. En önemlisi tövbe etmiş, haramı yaşamından silmiş. Bu yüzden Xatûn'un aşk çağrısına olumsuz yanıt vermiş.

Xatun kabul etmez elbette. Xatun Zembilfroş'u orada tutuklatmış, zindana hapsettirmiş ve zincire vurdurmuş. Yine de Xatun, Zembilfroş'a olan aşkından vazgeçmemiş. Ona verdiği saltanatı ne zaman kabul ederse, o zaman serbest bırakılacağını ve özgürlüğüne kavuşacağını söylemiş. Fakat Zembilfroş, yaşam ilkeleri doğrultusunda direnmiş.

Derken günün birinde Zembilfroş, ibadet etme bahanesiyle zincirlerini söktürmüş ve ibadet sırasında saraydan kaçmayı denemiş. Ancak kaçacak yer bulamamış, teslim olması istendiğinde de teslim olmak yerine kendini sarayın burçlarından aşağıya atmış. İnançları ve idealleri uğruna ölmeyi seçmiş...

Sadece surları ve camileri değil, taş konakları, tıpkı İshak Paşa Sarayı'ndaki gibi insan biçimli çörtenleriye bir başkadır Silvan.

 

Sivan’ın 6 km doğusunda yer alan Hassuni Mağara şehri ise 300 mağaradan oluşan, aralarında su akışı sağlayan kanallar, sarnıçlar, kayalara oyulan merdivenler, kilise, hamam ve dokuma atölyelerinin yer aldığı olağanüstü çekicilikte bir ortaçağ kaya yerleşimidir.