Test yayınındadır. Hataları info [@] mesopotamia.travel adresine bildiriniz.

Suriçi

İçkale nasıl bir müze ise Suriçi de yaşayan bir müze niteliğindedir. Suriçi’nde birbirinden güzel tarihi cami, medrese ve kiliseler ile avlulu zarif evler bulunur.

Diyarbakır birbirinden güzel, tarihi camilere ev sahipliği yapar.

Diyarbakır’ın alınması sırasında şehit düşen 27 sahabenin defnedildiği Hz. Süleyman Camii (1156-1179); Akkoyunlular Döneminde siyah-beyaz taştan yapılmış Nebi Camii (1560), Anadolu’nun ilk camisi, İslam aleminin beşinci Harem-i Şerifi olan ve bahçesinde El-Cezeri’nin güneş saatinin bulunduğu Ulu Camii; minaresinin yapımı sırasında harcına Diyarbakır çevresinde yetişen kokulu bitkilerden yetmiş katır yük katılarak inşa edilen, bu nedenle minaresi o dönemlerde bir kılıf içinde muhafaza edilen ve sadece kılıfın Cuma günleri açıldığı Miskli Camii/Safa/Parlı/İparlı Camii (15.yy ortaları); Anadolu’da dört sütun üzerine oturtulmuş tek örnek olan; her bir sütunun İslam’ın dört mezhebini, dörtgen minarenin ise İslam dinini temsil ettiği Dört Ayaklı Minare ve Şeyh Mutahhar Camii (1500); zarif küçük kubbeleriyle Kurşunlu Camii/Bıyıklı Mehmet Paşa Camisi (1516-1520); bir Mimar Sinan Dönemi eseri olan mavi çinili Melek Ahmet Paşa Camiisi (1587-1591) ve İskenderpaşa Camisi (1551); Mimar Sinan’ın çıraklık dönemi yapılarından sayılan Behrampaşa Camisi (1564-1572) ile Ali Paşa Camii ve Medresesi, Diyarbakır’ın en önemli camilerindendir.

Artuklular Dönemi'nde Ulu Camii’ye bitişik olarak yapılan Mesudiye Medresesi (1198-1223), İslam ve fen bilimlerinin öğretildiği, dönemin en ünlü üniversitesi konumundadır. Bugün el yazmaları Kütüphanesi olarak kullanılan medresenin mimari açıdan en önemli özelliği ise mihrabın her iki tarafına yerleştirilmiş, dönebilen bazalt sütunlardır. Bu sütunlar yer hareketleri sonucu yapının herhangi bir yerinde meydana gelecek çökme veya kaymayı tespit edebilmek için konulmuştur. Bu mekanizma bir statik harikasıdır.

Osmanlı Dönemi'nin doğudaki en kozmopolit kentlerden biri olan Diyarbakır, hala ayakta olan kiliseleri ve sinagogları ile o günlerden izler taşımaktadır. Bugün sergi salonu olarak kullanılan Mar Gevergis (St. Georges, M.S. 4. yy) Kilisesi dışındaki  Surp Giragos Ermeni Kilisesi (1376), Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi (M.S. 3.yy) ve Mar Petyun Keldani Katolik Kilisesi (17.yy) halen kullanılmaktadır.

Eski Diyarbakır ayrıca köşkleri (Sem'an Köşkü ve Erdebil Köşkü), hanları (kahvaltıcıları, kafeleri ve hediyelik eşya satan dükkanları ile 1575 yılına tarihlenen Hasan Paşa Hanı; yine kafe ve kitapçı olarak kullanılan 1683 tarihli Sülük Han ve bir otele dönüştürülen 1527 tarihli Deliller Hanı), müzeye dönüştürülen konakları (Cemil Paşa Konağı, Cahit Sıtkı Tarancı Evi, Ziya Gökalp Evi, Dengbej Evi), çarşıları (Buğday Pazarı, Aşefçiler, Sipahi Pazarı/Çarşı-i Şeuti, Peynirciler Çarşısı, Kuyumcular Çarşısı ve Demirciler Çarşısı), küceleri yani daracık sokakları, iç avlulu eyvanlı taş evleri ile hala canlı bir kent görünümündedir.