Test yayınındadır. Hataları info [@] mesopotamia.travel adresine bildiriniz.

Tematik Rotalar

Eğer Mezopotamya’yı bir efsanenin, bir hikayenin izinde gezmek istiyorsanız size “tematik rotaları” öneririz.

İşte bazı tematik rotalarımız…

 

Büyük Mezopotamya Turu

Tarihi, kültürü, doğası, gastronomisi ile Mezopotamya’yı keşfedebileceğiniz minimum 9 gün süren bir rotadır. Rota, eski Antep’in tarihi hanları, hamamları, çarşıları ve daracık taş sokaklarında başlar. Ne yiyip ne alacağınızı şaşırdığınız bir günün ardından dünyanın en büyük mozaik müzesi Zeugma Arkeoloji Müzesi ile devam eder. Rotanın sonraki durağı Fırat kenarıdır. Burada müzede gördüğünüz eşsiz mozaiklerin çıkarıldığı Zeugma (Belkıs) ören yerini ziyaret edersiniz. Daha sonra ise Fırat’ın doğusuna geçip kelaynağı, patlıcan kebabı ve künefesi ile meşhur Birecik’e varırsınız. Bütün dünyada nesli tükenmiş kelaynak kuşlarının son 205 âdeti Birecik’teki Kelaynak Üretme İstasyonunda görülebilir. 1998’de büyük bölümü Birecik Baraj Gölü suları altında kalan Halfeti bir sonraki durağımızdır. Buradan tekne turları ile Rumkale’ye gidilir, Halfeti kıyısında kuş gözlemlenir, yemek yenir. Şanlıurfa Türkiye’nin en büyük müzesi, Haleplibahçe Mozaik Müzesi, dünyanın en eski anıtsal tapınak yapısı Göbekli Tepe, Harran Ören Yeri ve Tek Tek Dağları Milli Parkı, Balıklıgöl’ü, eski çarşıları, sokakları ile rotanın en özgün destinasyonlarından biridir. Urfa’dan sonra Kommagene Uygarlığının merkezdi Adıyaman’a geçilir. Yol üzerinde önü barajlarla kesilmemiş Fırat nehrini masmavi ve dupduru akarken burada görebilirsiniz. Atatürk Barajı seyir terasında sakın bir çay içmeyi unutmayın. Tanrıların tahtı Nemrut insanın hayatında en bir kez yapması gereken bir güzelliği sunar. Dünyanın en güzel güneç doğuş ya da batışlarından biri 2150 metre yükseklikteki Nemrut Dağının zirvesinde seyredilir. Milli park içinde bulunan Karakuş Tümülüsü, Cendere Köprüsü, Yeni Kale, Arsemeia Kenti doğu ile batının sentezlendiği Kommagene Uygarlığına dair size çok şey anlatır. Rotanın devamında 1987 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası ilan edilen Nemrut’tan modern Nisibis Köprüsü üzerinden geçerek 2015 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası ilan edilen Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçelerine ulaşırsınız. Hasan Paşa Hanında bir kahvaltıdan sonra Diyarbakır kent merkezinde en az iki gün geçirebileceğiniz kent rotaları mevcuttur. Diyarbakır’dan sonraki rota ise bir muhteşem eski kent merkezi, camileri, kiliseleri, manastırları, Dara Antik Kenti, yemyeşil Savur’u, çok kültürlü dokusu ve meşhur telkâri ve şaraplarıyla Midyat’a sahip olan bir Mezopotamya masalı olan Mardin’dir. Çok yakında Ilısu Barajı suları altında kalacak olan Artuklu başkenti Hasankeyf ise rotanın en önemli noktalarındandır. Eski toprakların yeni kenti Batman’ın müzesi ise bu turda kesinlikle ziyaret edilmesi ve dünyanın en eski oyun taşlarının görülmesi gereken bir yerdir. Bu büyük ve uzun tur enfes yemekleri, bir İslam bilim, astronomi ve eğitim merkezi Tillo’su, Botan vadisiyle bilinen Siirt’e son bulur

Buğdayın İzinde

Yaklaşık 5 gün süren bu rota boyunca uygarlık tarihinin en önemli noktaları ziyaret edilmektedir. Bereketli topraklarda buğdayın izlerini takip eden rota 12.000 yıllık geçmişiyle Şanlıurfa yakınlarında dünyanın en eski anıtsal tapınak yapısı olan Göbekli Tepe’de başlar. Konik  kubbeli evleri, ortaçağ kalıntıları ve Arap kültürüyle dikkat çeken Harran’ın ardından Bazda Mağaları, Han el Ba’rür, Şuayip Şehri ve Sin (Ay) tanrısına inanan Sabilerin tapınaklarının bulunduğu Soğmatar’a devam eder. Diyarbakır’a doğru hareket edildiğinde rota buğdayın vahşi atası siyez (Einkorn) buğdayının bugün bile yeşerdiği Karacadağ eteklerine uğrar. İnsanın yerleşik düzene geçiş sürecini en iyi yansıtan arkeoloji merkezi Diyarbakır Ergani’deki Çayönü ören yeri bir sonraki duraktır. Türkiye'nin en derin gölü olan ve Doğu'nun gizli denizi olarak bilinen  Hazar Gölü Malatya yolu üzerindedir.  Rota bir Hitit yerleşimi olan ve ilk asgari ücretin bir kâse buğday olarak verildiği Malatya’daki Aslantepe Ören Yeri’nde son bulur.

Dev Taşların Gizemi

Şanlıurfa ve Adıyaman illerini kapsayan bir rotadır. Dünyanın en eski anıtsal tapınak yapısı Göbekli Tepe ile başlar ve tanrıların tahtı Nemrut Dağı’nda son bulur. Rota boyunca Türkiye’nin en büyük müzesi Şanlıurfa Müzesi, Balıklıgöl, Urfa Kalesi, eski Urfa çarşıları, hanları, sokakları, Harran, Bazda Mağaraları, Eyyübi kervansarayı Han-el Ba’rür, bir Roma yerleşimi olan Şuayp şehri ve Kuran-ı Kerim’de Yahudi ve Müslümanlarla birlikte adı geçen Sabilerin Sin (Ay) tapınaklarının bulunduğu Soğmatar Urfa’da ziyaret edilir. Bu rota bol bol alışveriş ve Mezopotamya tatlarını deneyimle imkânı sunar. Dev Taşların Gizemi rotası Fırat Nehrini geçerek Adıyaman’a devam eder. Önü birçok yerde barajlarla kesilmiş Fırat nehrini kendi yatağında akar şekilde görebileceğiniz ender yerlerden biri tam da burasıdır. Fırat burada masmavi, buz gibi ve dupduru akar. Uygarlığın ortaya çıktığı Mezopotamya’nın ana damarı Fırat nehrine ayaklarınızı sokabileceğiniz bir yerdir burası. Atatürk Barajı seyir terası ise insanoğlunun doğayla olan mücadelesini nasıl kazandığını gözlerinizle görebileceğiniz bir yerdir. Bir yanda Atatürk Baraj Gölü, diğer tarafta ise Fırat Nehri vardır. Rotanın Adıyaman ayağının ilk durağı hemen kent merkezinin yanı başındaki Perre Antik Kenti nekropolüdür. Antik kentin biraz ilerisinde köy içinde duran ve hala kullanılan Roma çeşmesinde elinizi yüzünüzü yıkamayı sakın ihmal etmeyin. Rota bundan sonra Nemrut Dağı Milli Parkı ile devam eder. Sırasıyla Karakuş Tümülüsü, Roma İmparatoru Septimus Severus (MS 193-211) tarafından yaptırılan Cendere Köprüsü, bir ortaçağ kalesi olan Yeni Kale (Eski Kâhta) ve Kommagene Krallarının yazlık sarayının olduğu Arsemeia antik kenti rotanın bir sonraki duraklarıdır. Rota dünyanın en güzel güneş doğuş ya da batışlarından birinin izlendiği 2150 metre rakımda bulunan Nemrut Dağı zirvesinde son bulur. Dev tanrı heykelleri arasında insana çok farklı duygular yaşatan bu tecrübe herkesin hayatından en az bir kere yaşaması gereken bir tecrübedir.

Hoşgörü Turu

Rota ezanıyla, çan sesiyle, hazzanıyla dinler mozaiğinin şehri olarak da bilinen Antakya’dan başlar, cennete gireceğini peygamber efendimiz tarafından müjdelenen sahabelerden Ökkeşi Hazretlerinin Gaziantep’teki türbesine, Hz. İbrahim'in doğduğu, Hz. Eyyüb'ün yaşadığı, Hz. İsa tarafından kutsanan ve dünyanın en eski anıtsal tapınak yapısının bulunduğu müze kent Şanlıurfa’ya devam eder.  Ardından farklı dil ve dini inanca sahip Türkün, Arabın, Kürdün, Ezidinin, Ermeninin, Süryaninin kardeşçe birlikte yaşadığı ezan ve çan seslerinin aynı anda göklere yükseldiği masal şehir Mardin’e uzanır.

Yaklaşık 6 gün süren ve üç büyük dinin bölgedeki izlerini takip eden bir tur güzergâhıdır. En eski tapınaklardan türbelere, medreselerden camilere ve kiliselere kadar uzanan hoşgörü ve inançla dolu bir rotadır.